Sevmek; sahip olmak değil, onurunu, sözünü, töresini de sevmektir.
Bu yüzden bazı aşklar büyük, bazı vedalar sessiz ama çok ağırdır.
‘İnsan sevdi mi, dünyayı karşısına alır.’
Yaşar Kemal’in anlattığı aşk, bugüne sığmayacak kadar derin, bugünün diline çevrilemeyecek kadar vakur…”
Kur’an’da ‘İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır’ (Necm 39) buyurulurken, aynı zamanda ‘Allah dilediğini genişletir, dilediğini daraltır’ (Ra’d 26) denir.
Gayret kuldan, netice Allah’tandır.
Bu yüzden sonucu alamayan herkesi gayretsizlikle itham etmek adil değildir.
Zaman insana şunu tekrar tekrar gösteriyor. Dünya merkezde olduğunda insan yoruluyor, kalp ağırlaşıyor.
Mesafe koyulduğunda ise ferahlık başlıyor.
Bu yüzden eskiler boşuna söylememiş:
Bazı şeyler zehir olur, bazıları panzehir.
Mesele hangisini hayatın merkezine aldığımız.
Sevgi bazen kurtarmak değildir çünkü; bazen yanında durmayı göze almaktır. Korkuya rağmen terk etmemek, zorluğu birlikte göğüslemek, “git” demek yerine “buradayım” diyebilmektir. Herkes sevmeyi ister ama çok azı yüküyle birlikte sevebilir.
Söz orucu da tutmalı insan, bakış orucu, öfke orucu, gürültü orucu, dedikodu orucu. Ekran orucu. Ben orucu.Kulaktan ve gözden her şey girmemeli, ağız boş lakırdıya ve kötü söze kapanmalı. Dürtülerin şaha kaldırıldığı bir çağda, duyunun terbiyesi. Bunun için eşsiz bir aydayız.