Gün geçtikçe herkesten beklentim
azalıyor, sabrım da öyle. Ciddiye alıp önemsediğim insanlardan herhangi birşeyin arkasında durmasını beklerken daha nerede durması
gerektiğini bilmedikleriyle
yüzleşiyorum.
Inandığım zamana yazık..
Tadımı kaçıran kimseyi
istemiyorum.
Huzursuzluk veren hiçbir olayın içinde olmak istemiyorum. Bana iyi gelmeyen insanlarla bir arada kalmak istemiyorum. Kaostan, kötülükten, ajitasyondan çok sıkıldım.
Yaşasın kendi halindelik, yaşasın sakinlik...
Birinin beni çok sevmesi, benim için pek bir şey ifade etmiyor. Ben daha çok nasıl sevdiğiyle ilgileniyorum.
Mühim olan yormadan sevmek, güzel sevmek...
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Leylâ...
Elâ gözlü bir çöl ahûsu,
Saçları bahtından daha siyahtır.
Kurmuş diye sevda yolunda pusu,
Döktüğü göz yaşı, çektiği ahdır.
Leylâ.. Elâ gözlü bir çöl ahûsu.
Yağmur yağmazsa kim bilebilir bulutların yükünü.
Kendi gerçeğini kendi sesi ile işitir insan.
Başkasını evinde yanan ışıktan bize ancak gölge düşer.
İnsan konuşarak tanır kendini.
Tanıdıkça sever.
Kendini sevmeyen kendine sahip çıkamaz...