Bazen birine laf anlatmaya çalışırken ‘ya siktir et ne anlarsa anlasın, yorma kendini’ diyorum. Sonra hayattaki en büyük korkumun yanlış anlaşılmak olduğu gekiyor aklıma, sinir krizleri eşliğinde kendimi ifade etmeye çalışıyorum. Gerçek bir tükeniş öyküsü.
sen şimdi bütün tuvalet kağıtlarını, kağıt havlu ve peçeteleri, sabunları alıp depolamışsın ama ben silinecek havlum, peçetem, yıkanacak sabunum olmadığı için o virüsü sana yine bulaştırırım onu hiç düşünmüyorsun. “kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
En "insan sevmem" diyene bile zor gelmiştir bu "zorunlu" izolelik
Sevse de sevmese de insan insana muhtaç
En küçük işin görülmesi bile birden fazla insanın eseri
Hiç düşünmedin belki şimdiye dek
İşte sana düşünmek için fırsat
Olur da bu dersten sağ çıkarsan, insanın kıymetini bil
İnanılmaz bir noktaya gidiyor işler. 2 saatte haftalardır verilen bunca emek, çekilen sıkıntı çöpe gitti. Büyük bir toplumsal şuursuzluk ve yönetimsel plansızlık..
Sınırsız olan ihtiyaçlar değil isteklerdir. İhtiyaçların sınırsız gibi algılanmasına yol açan şey; reklamlarla beslenen tüketim çılgınlığının yarattığı optik kırılmadır. Bu optik kırılma sonucu insanlar, isteklerini ihtiyaç gibi algılamaya başlar.