Sessiz mısralar çiziyorum sana
Yolunu kaybetmiş haydutlat peşimde
Belki son nefes alışlarımdan düşüyor bu yağmurlar
Ne biliyorsun
Gülüyorum sessizliğimde yüzüm ağlamaklı
Ama ben gülüyorum
Bir çılgın değilim ve evet bir çılgındım
Seni hala severek.
Umut
Çekip gitsem ya
Nereye…
Ama hep bir gidiş işte gitmekle bitmeyen bir kaçış sana
Ruhumu kapatırcasına,açlıktan bitap bir halde kendimdeki senden gitmek işte
Nereye…
Umut
Seni bırakıp gidemeyecek kadar
Kısaydı zaman
Ve ayrılık her an can almaya mahkumdu
Bir idam mahkumu gibi
Kırılan bir onurla baş başa
Bütün yollar ayrılığına ağlardı
Bir mısra var dilimde yokluğa çınlayan
Bir mısra var elimde ellerine susayan
Bir isyan bir hasret bir yokluğun ki
Hangi ellerin bulutlarına parçalanan
Hangi yağmur ki yüreğimde durmadan
Yağan durmadan durmadan
Mısralar küs dönmez şehrime
Sevgiler eski bir romanda kalmış
Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
dört bıçak çekip vurdular dört kişi
yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Atilla İlhan