Ben de isterdim serin, uzak, bir kuzeyli
olmayı, hesaplarını tutmayı
sözlerin, duyguların, davranışların,
gelecek sağlamak için yapılan ince ayarların..
ama ben saf korkudan yapılmış tehlikeli mısraları,
hikayesi uzun olan kılıçları,
çölde geçen şarkıları seviyorum
Benim en sevdiğim taş kaledir. Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, filin, atın üzerinde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz şey değildir.
“Hissetmek öğretilemez. Niçin mi? Çünkü ne zaman düşünseniz, inansanız ya da bilseniz, başka biri olursunuz; ancak hisettiğiniz an, kimse değil -ancak- kendiniz olursunuz. Ölünceye değin hissetmek, yeryüzündeki en olağanüstü yaşamdır.”
[e. e. Cummings, Şiirler, Yazılar, s. 416]
Benim için şu an Dünya: Barış denilerek savaşların üretildiği, sağlık denilerek hastalıkların var edildiği, eğitim denilerek cehaletin yaygınlaştırıldığı, özgürlük vaat edilerek tutsaklıkların ve bağımlılıkların yaratıldığı saçmalıklarla dolu yer
Herkeste algı, güzel değil güzellik algısı, sağlıklı değil sağlıklı yaşam algısı, duyarlı değil duyarlılık algısı, çalışkan değil çalışma algısı.. Yapay olan şeyleri sevmiyorum ama görüyorum ki bir şeyin gerçek olması o kadar önemli değil gerçek olarak algılanması ise çok önemli
ev alsan deprem olur, tatile gitsen yangın çıkar, yolda yürüsen samuray kılıcı saplanır, minibüse binsen başın kesilir, tartışsan balkondan atılırsın, yağmur yağsa elektrik çarpar, hiçbiri olmasa parasızlıktan intihar edersin. bu ülkede daima ölürsün. mahvettiniz lan bizi. #Bolu