“Hayır” cevabı alacak taleplerde bulunmamak gerçekçilik, “evet” dedirtecek şekilde ortam oluşturmak ise beceri ister. Faydalı taleplerde bulunmak ise başlıbaşına vizyon ister.
Sürekli korna çalarak potansiyel yolcunun fikrini değiştirip talebini arttırmayı planlayan dolmuşçu ile seçim arabasında bangır bangır müzik çalarak potansiyel seçmenin fikrini değiştirip oy almayı planlayan siyasetçi aynıdır, net!
İşini iyi yapanları takdir edip sahiplenmezseniz, vasatlara mahkum kalırsınız. İnsan, en sıradan beklentilerine dahi anlam ve kültür katabildiği için insan.
Kira uyuşmazlıklarında da arabuluculuk geliyormuş. Şimdi ekmeğime kan bulaştırdınız! Kira olayında öncesinde ara bulmaya çalışmayan mı var, gerçek hayattan bu kadar mı kopuksunuz?
0850’li numaralar taciz sıklığında arıyor. Her seferinde farklı bir numara. “Devlet destekli, internetsiz ev kalmasın diye Türk Telekom altyapılı 44 TL internet” diye başlayan bir bant kaydı dinletiyorlar. Kim bunlar? Nasıl kurtulacağız bu tacizden?
Pusholder %100 motosikletli haksız. Sağdan geçiş yapılmaz. Sağ şeritte zaten kadın neyin kontrolünü yapacak. Kendi canını hiçe sayan birine de böyle cevap verilir.
Olumsuz, insanları cezbediyor; neredeyse başına üşüşüyorlar. Olumsuzu konuşurken, eleştirirken, alay/hakaret ederken içten içe keyif duyuyor; olumsuzda kendilerini buluyorlar. Öyle ki, olumsuzun yokluğundan ürküyor, hâl, hareket ve sözleriyle olumsuzun ateşini hiç söndürmüyorlar.
Unutmadan ekleyeyim. Uber (ve türevleri) ile savaşan taksicilerin derdi bize hizmet değil; (özellikle İstanbul’da) turistleri soyup soğana çevirmelerinin zorlaşmasıdır. Turistler artık (haklı olarak) alternatifleri tercih ediyor.
Uber, hizmet sektöründe “yaratıcı yıkım”ı temsil ediyor. Rekabet edemediği Uber’e şiddet yoluyla da direnen taksici esnafı ise 19.yy İngiltere’sinde işsizliğe neden olacak diye yeni teknoloji ürünü dokuma makinelerini tahrip eden Luddite’leri anımsatıyor