Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile
Mahir Erdem

@mahrrdem

ID: 1919672809166667778

calendar_today06-05-2025 08:37:33

0 Tweet

117 Takipçi

26 Takip Edilen

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

“Yolun kıskançlığı”ndan olsa gerek, nihayet yol bitip o yüce tapıya varıldığında bile öyledir; sen yüklendikçe o alır, sen iz bıraktıkça o siler, sen doldukça o boşaltır, “işte ben geldim, vardım” dedirtmezler. Bilirsiniz sonunda bir çavuş karşılar kuşları, “hayrola ne işiniz var

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Yunus Emre’nin “bir kez gönül yıktı isen” ifadesini çok sonraları anladım. Buna vesilelerden ikisi Amiş Efendi ve Hünkâr’ın sözleriydi. Hünkâr’ınki şöyle: “…erenler nazarında sözün bişürüp söyleyeydün son peşîmânlık assı kılmaz.” *Tabi söz asıl anlamını başka yerde buldu.

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Zîn’in (زین) adı, Botan Beyi’nin (زین الدین) adının yarısıdır. Ravi muammayı böyle fısıldamış Xanî’ye. Rawî wiha gote min mi’emma: Ew horî bi navê Zîn misemma. *Nevruz günü gönlü ve canı Sitî’ye bahşiş verirseniz başka olur, Zîn’e verirseniz başka; Zîn’in adı, beyin adının

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Meselenin bende yankısı: Kimin muhabbetine talip olduğuna, kimin muhabbetinin hangi vechesine talip olduğuna dikkat et! *Nabzı yükseliyor, elleri titriyor insanın yazarken. Ya bey’in adının yarısı ise, ah!

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Ben kuramam o cümleyi, düşünemiyorum da, şu an görünce bile bir tuhaf oldum, o yüzden sona ilişkin diyebileceğim bir şey de yok. Misal, geçenlerde sevgi gösterisini pençeleriyle sertçe dışavuran bir kediyle rastlaştık, takip edip peşi sıra hamle yaptı; eğilip başını okşamaya

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Musiki ile içli dışlı biri değilim, yani ne iç ne dış itibariyle temasım kuvvetli değil; yazıdaki teknik eleştirilerin pek çoğunu da anlamadım tabi, fakat alıntılanan ifade dışında da çıkardığım bazı dersler oldu. Yazarın ifade ettiği gibi, yazının amacı kimseyi kırmak değil,

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Gönlün ol ulu şârında, bakıcak dîdâr görünen ol kenâresinde gevher dükkânı açan ariflerin sözlerinden bir söz satın alacak olsam bu olurdu: “Zikrin zikri mekrden emin kılar.” *Ben ayruk bir adamım, bu sözün mülküyüm.

Gönlün ol ulu şârında, bakıcak dîdâr görünen ol kenâresinde gevher dükkânı açan ariflerin sözlerinden bir söz satın alacak olsam bu olurdu: “Zikrin zikri mekrden emin kılar.”

*Ben ayruk bir adamım, bu sözün mülküyüm.
Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Ehmedê Xanî’yle devam edelim biraz: Malum, yevm-i nevruz ile açılır Mem û Zîn’in sahnesi; cihan herc ü merc içredir, genc-i esrar-ı hüda nihan değil, ayandır o gün; gül yüzlülerin şevkine davet vardır, işret demidir; fakat gülşenden bir saba eser ki, ateş kesilir; tüm bu

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Kendime bir kokucuk: Kerpiç kerpiç üstüne kurarken binayı, çatarken damı, dizerken sıra sıra … Leyla gider Mısır’a. “Haneyi mamur kıldım padişah konar saraya” diyenler, pınar başından bulanmış da ovayı dolanmışsa, dağlar duman, haliniz yaman olur. Aslolan o ki, hane mamur olmaz

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

An gelir, türkü dinler misin sorusu, karanfil eker misin gibi bir soru olur; ve dahi olunur, ol türküye bahçıvan, ol söze murakıb, ol sese muntazır.

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Vahdet-i vücûdun nesini aşağılamak istiyor acaba bu müptezel? Zatî iktizayı mı, ilmin maluma tabi oluşunu mu, izafet ilişkisini mi, referans verilen nakil yorumlarını mı, fiil/infial meselesini mi, ayan-ı sabiteyi mi, hayali mi berzahı mı, zahir/batın ilişkisini mi

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Takdir edileceği üzere bu mevzuları karanfil eken bilir. Asrın Tok 🏴🇵🇸 isminin Fütûhât’ın girişinde geçtiği pasajı ders vereceğim sana, gel! Diyaloglarda öyledir ya, bir şey vesile edinilir ve kendinizi umulmayan bir tartışmanın içinde bulursunuz. Ben de senin isminin geçtiği pasajı

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Şaka yapmıyorum bu arada Asrın Tok 🏴🇵🇸. İşte Fütûhât’ın girişindeki üç paragraf. Şayet ismini bulabilirsen bu sofradan tok kalkacaksın. “Asr, muasır, cahil ve habir olmaksızın evvel, ahir, zahir, batın ve zahir isimlerinin anlamı bilinemez.” Fütûhât, metinden de takip edileceği

Şaka yapmıyorum bu arada <a href="/asrintokk/">Asrın Tok 🏴🇵🇸</a>. İşte Fütûhât’ın girişindeki üç paragraf. Şayet ismini bulabilirsen bu sofradan tok kalkacaksın.

“Asr, muasır, cahil ve habir olmaksızın evvel, ahir, zahir, batın ve zahir isimlerinin anlamı bilinemez.”

Fütûhât, metinden de takip edileceği
Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Şurasını pek beğendim: İbn Arabi için asr, ikindi namazına da atıfla “sevgiliye kavuşmanın benzersizliği”ni de ifade eder. O asr, sırf rububiyet ile sırf ubudiyetin tahakkuk ettiği bir an’dır. O anda insan-ı kamil mutlak ubudiyetini rububiyete arz eder. Yani Tanrı orada her

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Bir arkadaş Mesnevî’deki kabak hikayesini sormuş, ne alıp veremedikleri var bununla diyor. Bu arkadaşlarımız, yani asrımızın bu nadide el değmemiş çiçekleri, Mevlana’nın, Nasreddin Hoca’nın ve Hünkâr’ın dilini “sakıncalı ve müstehcen” gördükleri için onların leb-i mübarekinden

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Kimse de sormadı o satırların altını niye çizdin diye. Ben kirpiğin kaş dediği anda çizdim o satıları, o bakış olmasa çizer miydim, bilmiyorum; öyle çizer miydim, sanmıyorum. Yaşamayı bileydim çizer miydim hiç? Yaşamayabileydim çizer miydim hiç? - Yaşama! - Ya bileydim? Çizer:

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Bunlar vahdet-i vücûda yönelik ifade edilen alışılagelen değerlendirmelerdir. Bediüzzaman aşk, zevk ve hayal zemininde İbn Arabi’yi tabir edilmesi gereken coşkunluk olarak görür. Bunu yaparken bazı “sakıncalar”ın da metnin seyrini şekillendirdiği olur. “Hârika-i hakikat, dâhiye-i

Mahir Erdem (@mahrrdem) 's Twitter Profile Photo

Sadık Bey’in yazısı, tasavvufa ilişkin konuşmalarda örtülü kalmış bir kavramı gün yüzüne çıkarmış ki, o da istivâ’dır. Füsûs’un girişinde, “Hakk’ın tesviye ettiği yerin, O’ndan gelecek bir ruhu kabul edeceği” şeklinde bir prensip zikredilir. Yazıda “benliğin çözüldüğü” bir makam