Her yeni yıla girerken güzellik temennileri etrafa saçılıyor. Dünyamızın temenniler ile ilerlemediğini bildiğimizi sanıyorum. Bir işe yaramıyor, gerçekçi olmakta fayda var.
Bu sayıda “Bir Aşk Şiiri” var. Benim aşk hayatımı anlatıyor. Merak edenler bakabilir.
“cam bir torba içinde çiviler
çakın ve çıkın gidin artık
kapıda sürünen hastalar
yalıyorlar şifa niyetine
arta kalan aşk bahsini.”
2 yıldır iyi kötü birçok şey yapmaya çalıştık. Başarabildiğim bir şey olduysa ne mutlu ama geldiğim noktada devam etmem mümkün değil. 2. yıl için eser gönderen, dereceye giren kişilerden ve jüriden çok çok özür diliyorum.
Başarısızlığı kabul etme zamanı geldi.
-başaramadık abi
Dediklerinin çoğuna katılıyorum Oğuzhan. Bana da söz hakkı düştüğü için değil ama hukuk adına konuşan birine destek olmak için yazıyorum. Fakat bilmemiz de lazım ki; X hakim savcıları, ömürlerinde bir dava dosyası okumuş kişiler değil. Umarım adalet yerini bulur.
“Ben diyorum ki içinizdeki kutsal ve doğru olan her birinizin içindeki en yüceden daha yüce olamaz.
Ve içinizdeki en kötü ve zayıf olan da yine içinizdeki en alçaktan daha aşağı inemez.”
İki gün önce birilerini idam eden edebiyat kamusunun düşünmekten ne kadar aciz ve muhakeme yeteneğinden yoksun olduğunu gördük. Ömürlerinde ceza dosyası görmemiş kişilerin, önlerine atılan etin cinsine bakmaksızın pirana balığına dönüşmesi, ibretlik bir durum. İnsan eti ağırdır.
Ses açısından iyi şiirler var fakat Aşkar genel anlamda lirik ve romantik düzlemde ilerliyor. Şiirlere biraz gerilim katmak da gerekiyor gibi. Genel anlamda yumuşak gidiyor.