Keşke sabah uyandığımda ‘90-‘95 arası herhangi bir yılın sabahına açsam gözümü. 7’de fırlasam yataktan ve Barış Manço görünse ekranda. Tek tek uyandığına şahit olsam herkesin ve kızaran ekmeğin kokusu yayılsa, çay fokurdasa..
Çocukluğu memleketi gibi insanın. Büyük hasret..
Zarafete inanıyorum. Zarif bir cümle, hemen her kalbe dokunabilir veya hisler birden filizlenebilir. Zarif bir tavır mesela, silinmez izler bırakır muhatabında. Sanıyorum zarafet ile sanat arasında bir irtibat var; insana daha fazla yakışan başka bir haslet yok.
Yaşanılan yerin turistik mekanlarına ‘nasıl olsa bi ara giderim’ diye hiç gitmemek.. Bursalılar Uludağ’a çıkmazlar mesela. Bodrumlular plajlarda sere serpe güneşlenmezler. İstanbul’da zaten böyle bi zaman yok. Diğer çoğu ilde de durum aynı sanki.
Başıma bişey gelmeyecekse şoför beyi haklı bulduğum harekettir. Kibarca isyan etmiş, ağzından çıkanın da arkasında durmuş. Hiç kolay iş değil, büyük sabır gerçekten.
İkisinin de telefonları son ses açık. O hikayeden bu hikayeye geçip kahkahalarla gülüşüyorlar. Kısa kısa çalan şarkılar ortalığı yıkıyor hepimiz birbirimize bakıyoruz onların umurunda değil 😂 Masada da bi tavuk göğsü bi o kaşıklıyor bi öbürü.
Zamane teyzeleri 🙈