Béla Tarr, Torino Atı’nı (A torinói ló, 2011) çektikten sonra “Bu saz bundan iyi çalamaz” deyip sinema yönetmenliğini bıraktığını açıklamıştı.
Bu konuda kendi ifadesi şu:
“Ölümden bahsettikten sonra başka ne söyleyebilirsiniz ki?”
Birkaç kişi bu filmden ne anladığımı sordu,
Joachim Trier beyfendinin “refah toplumuyuz ama bizim de dertlerimiz olmasın mı” diye bağıran ve nedense yılın yarısından fazlasını kar altında geçiren bir coğrafyada hep yaz aylarında çektiği filmleri pek olmuyordu bana. Ama “Manevi Değer” (Sentimental Value), diğerlerinden
Umberto Eco, who owned 50,000 books, had this to say about home libraries:
“It is foolish to think that you have to read all the books you buy, as it is foolish to criticize those who buy more books than they will ever be able to read. It would be like saying that you should use
Sentimental Value, bir evi anlatının merkezine yerleştirerek bireylerin yaşadıkları dünyadaki sorunların kökenine inmeye çalışıyor. Film, bu ev etrafında kurulan merkez odaklı ilişkiler üzerinden uyumsuzluk, aidiyetsizlik, bağ kuramama, çatışma ve yalnızlık gibi duyguların
Uzun bir aradan sonra yeniden izlediğim Miller’s Crossing, Coen Kardeşler sinemasının hem en beğendiğim hem de görece az ilgi gördüğünü düşündüğüm filmlerinden biri. Güçlü oyunculuk performansları, kara mizah unsurları, etkileyici çatışma kurgusu, nitelikli senaryo yapısı ve
Sentimental Value filmi hakkında hızlıca görüşlerimi paylaşayım; aklıma geldikçe bu paylaşıma eklemeler yapabilirim. Ancak bu film, analiz edilmekten ziyade deneyimlenmesi gereken bir film. Zaten pek çok şeyi oldukça açık biçimde gösteriyor; örtük kalan alanlar sınırlı. Nesiller
"I write differently from what I speak, I speak differently from what I think, I think differently from the way I ought to think, and so it all proceeds into deepest darkness."
— Franz Kafka
2011 yılında İstanbul Film Festivali’ne geldiğinde tanışma ve konuşma şansı bulmuştum. Her sabah yeni bir umut duygusuyla güne başladığını, anlatmak istediği her şeyi anlattığını ve en çok tekrar etmekten korktuğunu söylemişti. Bir çember çizdiğini ve bu çemberin tamamlandığını
Béla Tarr vefat etmiş. Kendisiyle 2017'de yapılan röportajda ölümü şöyle anlatmıştı:
"Hayat, günler geçtikçe, sessizce biter. Günlük rutininizi yaptığınızı sanırsınız, ama öyle değildir. Her gün biraz daha yaşlanırsınız. Hiç gürültü çıkmaz, hiçbir şey olmaz. Öylece olup biter."
50 bin kitabı olan Umberto Eco, ev kütüphaneleri hakkında şunları söylüyordu:
“Satın aldığınız tüm kitapları okumak zorunda olduğunuzu düşünmek ne kadar anlamsızsa, insanların hayatları boyunca okuyamayacakları kadar çok kitap almalarını eleştirmek de o kadar anlamsızdır. Bu,